sarıyer
sarıyer 2
Yazı Detayı
19 Aralık 2018 - Çarşamba 19:57 Bu yazı 177 kez okundu
 
Sayın Kılıçdaroğlu'na Açık Mektup
Dinç Çoban
dinccoban@gmail.com
 
 

Malum yerel seçimler yaklaşmakta. Haliyle partinin bütün dinamikleri de var olan heyecanı ve gücüyle ayakta. Adaylar, daha doğrusu aday adayları kendilerini gösterme yarışındalar. Daha doğrusu kendilerini size beğendirme yarışındalar.

Hani haksız da sayılmazlar, zira ön seçim beklentileri yok.

Kaderlerini sizin kaleminize emanet etmişler, 

‘kurbanlık koyun’ gibi bekliyorlar kararınızı.

Kararınız ne olur, bunu hangi yöntemle yaparsınız bilemem. Ama sizden bir ricam, talebim var. 

Örgütü şöhrete ve sağa ezdirmeyin. 

Yanlış anlaşılmasın, şöhret kötüdür demiyorum. 

Başkasının şöhreti bize yaramıyor…

Çok gerekliyse, kendi şöhretlerimiz bize yeter.

Örgütü sağa ezdirme meselesi ise kadim bir sorun. 

Sizden önce de vardı.

Şimdiye kadar, “sağdan oy alma yolu” olarak görülen devşirme adaylardan medet umduğumuz onlarca seçim yaşadık. Hepsi hüsranla sonuçlandı.

Adaylık sürecinde örgüte verdikleri eziyet de cabası.

İyi niyetli olduklarından ve ülke için çalışma arzularından (Ki bazılarından hiçbir zaman ikna olamam) şüphem yok. 

Ama olmuyor.

Kendi mahallemizin çocuklarını başka mahallenin çocuklarına ezdirmemeliyiz.

Bunun karşılığı yok.

O mahallede sevilirken bizim mahalleye gelenlerin bu sevgisi ‘oy’ a tahvil edilemiyor.

Olmaz da…

En dramatik iki geçişle örnekleyeyim isterseniz.

Düşünsenize, bu partinin en aktif en ateşli ve sevilen siması iken AKP saflarına geçen Ertuğrul Günay’ın ardından kaç kişi gitmiştir AKP’ye?

Ya da bizim mahalleden kaç kişi Ertuğrul Günay’dan sebep AKP’ye oy vermiştir?

Mesela, siyasete girmedi ama girerse Yavuz Bingöl’e ailesi de dahil olmak üzere kaç solcu oy verir?

Bingöl, şöhretinden sebep soldan AKP’ye oy alacak olsa vay halimize. 

Tersten bir örnek verelim bir de…

Mehmet Bekaroğlu…

Sayın Bekaroğlu’nu kendi mahallesindeyken tanıyıp, bilip, beğenen bir insan olarak söylemeliyim ki, ailesinin bile oyunu alamama ihtimalimiz daha gerçekçi duruyor karşımızda. 

Zira, eski mahallelerinde, “davalarına ihanet etmiş”  figürler olarak anılmaktalar. Ve bu toplum, “hain”leri sevmez Sayın Kılıçdaroğlu.

Yanlış anlaşılma olmasın, “hain”tanımlaması bana ait değil. (O sebeple ki tırnak içinde kullandım.) 

Ama yazık ki bu geçişlerin toplumdaki karşılığı bu.

Büyükşehirler Nasıl Kazanılır?

Müsaadenizle bunun için de bir kaç cümle karalamak isterim.

Sizin de bildiğiniz üzre bu ancak, söz konusu illerde yeni ilçeler kazanarak ve kazandığımız yerlerde de oy artırarak mümkün. Ve şu gerçekle yüzleşmek gerek ki biz yerel yönetimlerde başarılı olamadık. Elle tutulur bir yerel yönetim modelimiz ve örnek bir belediyemiz yok. Böyle söylediğimizde önümüze konulan tek örnek Eskişehir.

Eskişehir yanlış bir örnek.

Çünkü Eskişehir, bir modelin değil, Sayın Yılmaz Büyükerşen’in bireysel başarısının eseridir.

Ve tabii ki ekibinin.

Sayın Büyükerşen hem hayal kurmuş hem de bu hayalin hayata geçmesi için doğru istihdamı sağlamış.

Ya İstanbul?

İstanbul için ‘ilginç’ düşünceleriniz olduğunu görüyorum.

İlginç diyorum zira benim önümdeki araştırma sonuçlarının sizin masanızda da olduğunu biliyorum.

Hangi araştırma mı?

Şu meşhur İstanbul bilinirlik/tanılırlık araştırması.

Araştırma önemli. 

Çünkü insanlar bildikleri, sevdikleri, inandıkları, yol yürüdükleri  adaylara oy verirler.

Ama hepsinde önce bildikleri…

Bilecekler ki sevsinler

Bilecekler ki inansınlar

Bilecekler ki yol yürüsünler

Araştırma şöyle diyor:

İstanbul’da,

Muharrem İnce  yüzde 80

Binali Yıldırım yüzde 76

Gürsel Tekin yüzde 52

Tanınıyor.

Yani, daha yeni bir kampanyadan çıkan ve milyonların cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’yi İstanbul’un yüzde 20’si tanımıyor. 

Bu ülkede bakanlık, başbakanlık, meclis başkanlığı yapan Binali Yıldırım’ı İstanbul’un yüzde 24’ü tanımıyor. 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün kademelerinde başarıyla görev yapmış, İstanbul cangılında il başkanlığı, milletvekilliği, CHP Genel Sekreterliği yapmış ve yıllardır İstanbul’u karış karış gezmiş Gürsel Tekin’i bu kentin yüzde 48’i tanımıyor.

Ve siz bu tablo içinde Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’a aday olarak düşünüyorsunuz.

Ekrem bey kötü mü?

Hayır

Ekrem bey başarısız mı?

Hayır

Ama Ekrem İmamoğlu’nu bu kentin yüzde 96’sı tanımıyor.

Araştırma sizin önünüzde.

İstanbul’da bilinirliği yüzde 4

Peki, diyelim ki Ekrem İmamoğlu’nu aday gösterdiniz. 

Seçmene tanıtmak için nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz? 

Televizyonunuz, 

gazeteniz, 

radyonuz, 

internet medyanız mı var?

Tayyip Erdoğan, klasik seçim propaganda yöntemlerini de ‘çevre kaygısıyla’kısıtlayacak.

Yani bayrak, flama, sesli araç yöntemleri de elinizden gitti.

Sakın sosyal medyadan bahsetmeyin. 

Sizin twitter’daki paylaşımlarınız bile 300-500 paylaşımla beğeniyle gidiyor.

Mevcut belediye başkanlarınıza hiç güvenmeyin. Zira bir kaç tanesini kendi seçmeni bile tanımıyor, Allahtan CHP var. 

Kim olduklarını siz de biliyorsunuz. 

Son seçim sonuçlarına bakmanızı öneririm.

Ama ille de merak ederseniz;

Onu da sonra anlatırım.

 
Etiketler: Sayın, Kılıçdaroğlu'na, Açık, Mektup,
Yorumlar
Haber Yazılımı